GERÇEK HABER MERKEZİ

önemli ropörtajlar,köşe yazıları,makaleler ...

Hürriyet Gazetesi’nin Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman hakkında, Almanya’nın Main-Taunus Bölge Yabancılar Dairesi’nin, mali suç işlediği gerekçesiyle Almanya'ya girişini 5 yıl yasaklandığına ilişkin haberi Alman resmi makamlarınca yalanlandı.

Hürriyet’in, RTÜK Başkanı Zahid Akman hakkında bugün manşetten, “Almanya’ya girişi yasak” başlığı ile verdiği haberi yalanlayan Almanya Main-Taunus Kaymakamlığı, Akman’ın Almanya’ya girişi ile ilgili böyle bir yasaklamanın olmadığının altını çizdi.

Main-Taunus Kaymakamlığı'ndan yapılan resmi açıklamada, “Almanya ikamet yasasının 11. Maddesi gereği sadece yurtdışı edilmeleri ve yurt içine giriş reddi gibi durumlarda verilen, “yurt içine giriş yasağı” söz konusu değildir ve bu yönde de herhangi bir talimat mevzubahis değildir.” denildi.

HÜRRİYET BİLİNÇLİ OLARAK KARALIYOR!


Hürriyet’in Alman resmi makamlarınca yalanlanan haberi hakkında bir açıklama da Zahid Akman’ın avukatı  olan Ali Yıldız’dan geldi. Müvekkili Zahid Akman’ın Hürriyet Gazetesi tarafından bir süredir kasıtlı bir şekilde karalanıp bir dizi iftira ve iddiaya maruz bırakıldığını söyledi.

Yıldız yaptığı yazılı açıklamada, Hürriyet Gazetesi’nde Akman'ın Almanya'ya girişinin yasaklandığına dair haberin yer aldığını anımsattı. 5 Eylül 2008 tarihli Main-Taunus-Kreis Kaymakamlığı Yabancılar Dairesi tarafından düzenlenen belgenin ellerinde olduğunu ifade eden Yıldız,  belgede Akman'ın Almanya'ya girişine ilişkin ''en küçük bir yasal engel bulunmadığının görüldüğünü'' belirtti.

Yıldız, açıklamasında şunları kaydetti: ''Müvekkilimin Almanya'ya girişine ilişkin en küçük bir yasal engel bulunmazken kasıtlı olarak karalamaya yönelik iddia ve iftiralara devam edilmesi hangi yayıncılık ilkesiyle bağdaşmaktadır? Bu yazı ve tercümesi incelendiğinde görüleceği üzere müvekkilim hakkında Alman makamlarınca verilmiş bir yasak ya da tedbir kararı bulunmamaktadır. Söz konusu iddialara ilişkin olarak, bugüne kadar çeşitli basın yayın organlarında yapılmış olan tüm haberler kamuoyunun önünde şeffaf bir biçimde tekzip edilmiş, mahkeme kararlarıyla bu iddiaların gerçeğe aykırı olduğu tespit ve tescil edilmiştir.

Gerçeğe aykırı bu iddia ve beyanlar aynı zamanda Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesi vesair hükümleri gereği suç oluşturmaktadır. Müvekkilim hakkında kamuoyunda yanlış bir kanaat oluşmasını sağlayacak şekilde kullanılan ve kullanılacak olan iddia ve beyanlara karşı hukuki ve cezai müeyyidelerin uygulanması için yasal yollara başvuracağız.''

AKMAN: İFTİRALARIN HESABINI YARGI SORACAK

Yıldız, belgede, ''Almanya İkamet Yasası'nın 11. maddesi gereği sadece yurt dışı edilmeleri ve yurt içine giriş reddi gibi durumlarda verilen 'yurt içine giriş yasağı' söz konusu değildir ve bu yönde de herhangi bir talimat mevzu bahis değildir'' denildiğini bildirdi.

Öte yandan dün hakkındaki iddialarla ilgil sert bir açıklama yapan ve konuyu yargıya taşıyacağını söyleyen RTÜK Başkanı Zahid Akman da yaptığı açıklamada, belgeden durumun açıkça anlaşıldığını belirtti. Akman, ''Bu iftiraların hesabını sormak için yargı önünde gerekli girişimlerde bulunacağız'' diye konuştu.

İŞTE HÜRRİYET'İ YALANLAYAN RESMİ BELGE
:



Hürriyet Gazetesi'nin RTÜK Başanı Zahid Akman, için Alman resmi makamlarına dayandırarak verdiği, "Main-Taunus Bölge Yabancılar Dairesi Akman’ın geçtiğimiz yıl mayıs ayından 2012 yılının mayıs ayına kadar 5 yıl Almanya’ya girişini yasakladı." haberi aynı makamlarca yalanlandı. Hürriyet'i yalanlayan açıklamanın 'yeminli Türkçe tercümesi' şöyle; “Almanya ikamet yasasının 11. Maddesi gereği sadece yurtdışı edilmeleri ve yurt içine giriş reddi gibi durumlarda verilen, “yurt içine giriş yasağı” söz konusu değildir ve bu yönde de herhangi bir talimat mevzubahis değildir.”


(Haber 7)

                                          http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/681720080905063312809.jpg
   
      İslam dininin anne ve babaya verdiği önemden etkilen Alman ateist sigortacı Müslüman oldu. 18 aydır Antalya'nın Manavgat ilçesi Side beldesinde yaşayan Gabriele Schieke(43) Manavgat Müftülüğü'nde yapılan ihtida (din değiştirme) töreninde Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oldu.

Müslüman olan Gabriele Schieke, Elif Nur ismini aldı. Schieke'yi mutlu gününde Türk eşi Mustafa Kemal Bindiren yalnız bırakmadı. İslam dinini seçen Schieke'ye, Müftü Halil Taş ve vaize eşi Fedan Taş Almanca Kur'an-ı Kerim ile İslam ilmihali hediye etti.

kullan

1 yıl önce Side'de kuaförlük yapan Mustafa Kemal Bindiren ile evlendikten sonra Bindiren soy ismini aldığını belirten Schieke, İslam dini kendi rızasıyla seçtiğini ifade etti. Bir yıl içinde Almanca olarak Kur'anı 2 defa okuduğunu belirten Schieke, Müslüman olmadan önce ateist olduğundan ölüm korkusuyla içinde bir boşluğun olduğunu ifade etti. Schieke, "Müslüman olduğum için kendimi bir tüy gibi hafif hissediyorum. Yeni dinimi araştırdım ve bütün benliğimle kabul ettim. Müslüman olmamda İsra Suresi'nin 23 ayeti çok etkili oldu. Rabbimin ayette buyurduğu 'Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa , sakın onlara 'öf' bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle' okuyunca ayaklarımın bağı çözüldü. İçimi tarifi imkansız mutluluk kapladı. Eşime Müslüman olacağını söyledi. Ramazanın beşinci günü de Müslüman oldum."diye konuştu.

Yeni Müslüman olmuş birinin Cenab-ı Allah'ın geçmiş bütün günahlarını bağışladığını ifade eden Taş, Schieke'nin İslam dini ilgili öğrenmek istediği konular hakkında her zaman yardım olacaklarını söyledi. Müftülük personeli toplu duanın ardından Mustafa Kemal- Elif Nur Bindiren(Gabriele Schieke) çiftini tebrik etti.

Öte yandan, Manavgat Müftülüğü'nde 1 ay içinde 4 farklı dinden kişi İslamı seçti.

CHA

Genc Siviller'in generallerin, Ergenekon tutuklularını ziyaret etmesinden dolayı yayınladığı bildiri:

Veli Küçük buna çok darılacak
Yeni Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un ilk icraatı Ergenekoncu meslektaşlarına sahip çıkmak oldu.
Kocaeli Garnizon Komutanı, Başbuğ'un emriyle Ergenekon tutuklusu Tolon ve Eruygur'u ziyaret etti. Bir de Genelkurmay, ziyaretin TSK adına yapıldığını sanki sormuşuz gibi, göğsünü gere gere açıkladı.
Çok merak edilen “Ergenekon’un muvazzaf subaylara ilgisi” böylece ortaya çıkmış oldu.
Genelkurmay Başkanı bu hareketiyle sözde değil, özde bir Genelkurmay Başkanı olacağı mesajı vermeye çalışırken bir kez daha hepimize özde değil sözde bir demokrasimiz ve hukuk devletimiz olduğunu hatırlattı.
Ayrıca bu ziyaretle Şemdinli’deki bombacı askerler için “Tanırım, iyi çocuklar” diyen Büyükanıt’tan sonra, İlker Başbuğ da “Tolon ve Eruygur’u tanırım, iyi paşalardır’ diyerek post-modern odaklara inat bir askeri geleneğe sahip çıkmış oldu.
Ama bu ziyaretin başka bir emekli paşa ve Ergenekon tutuklusu olan ancak bunca zamandır TSK tarafından ziyaret edilmeyen Veli Küçük’ü derinden yaraladığını tahmin etmek güç değil.
Yine hiç şüphe yok ki bu ziyaret “ artık komutanlardan laf değil icraat istediğini” belirten küskün Deniz Baykal’ın da gönlünü çelecektir.
TSK’nın resmen ve bağıra çağıra “Ergenekon’un iyi paşalarını” ziyaretinden sonra, Şemdinli’de Ferhat Sarıkaya’nın başına gelenlerin Ergenekon Savcısının da başına gelmesinden endişe ediyoruz.
Bu ziyaretin neden yapıldığı ve neden böyle duyurulduğu hakkında hemen bütün bu paşaların bağlı olduğu hükümetten ve aylardır zırt pırt “yargıya müdahale ediliyor” diye muhtıralar yayınlayan Yargıtay ve Danıştay’dan birer açıklama bekliyoruz.

Hizbullah'ın sözcüsü Cumhuriyet

Bu zamana kadar Hizbullah örgütünü deşifre eden onlarca yazı dizisi yayınlayan, örgütün Güneydoğu’da konuşlandığı mahallelere kadar ince ayrıntıları ele alıp, cihat çağrısı yaptığının altını dikkatlice çizen Cumhuriyet dünkü haberinde örgütün sözcülüğünü yaptı.

Cumhuriyet Gazetesi’nde özellikle Hizbullah ile ilgili yaptığı haberlerle adından söz ettiren ve haberlerinde örgüt hakkında devletten daha bilgili olduğunu söyleyen Mehmet Faraç, Hizbullah’ın Zaman Gazetesi’ni hedef alan açıklamasını yayınladı.

Zaman Gazetesi’nin terör örgütü Hizbullah’ın, Ergenekon’la bağlantısına ilişkin, ‘Hizbulvahşet’in büyük abisi Ergenekon çıktı’ başlıklı haberine, Hizbullah’ın tepki gösterdiği maili geniş bir şekilde haber yapan Cumhuriyet, Hizbullah’ın Zaman’ı iddiaları yalanladığını söyledi.  

Hizbullah’ın açıklamasını birinci sayfadan, ‘Zaman’a Hizbullah Protestosu’ başlığı ile gören ve habere altıncı sayfanın üstünden geniş bir şekilde devam eden Cumhuriyet, Hizbullah’ın ilk kez bir basın açıklaması yaptığına dikkat çekti.

1997 yılından beri Mehmet Faraç imzası ile Hizbullah hakkında 50 tane haber ve yazı dizisine yer veren Cumhuriyet’in, örgütün sözcülüğünü üstlenircesine verdiği bu haber kafalarda soru işareti bıraktı.

Zaman Gazetesi, 21 Temmuz'da manşetten verdiği haberde, terör örgütü Hizbulvahşet ile Ergenekon örgütünün ilişkisini olduğunu belirterek,  Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'nda görev yapmış üç tanığın ifadelerine yer ver vermişti.

(Haber 7)

Hürriyet'in başyazarı Oktay Ekşi, dün köşesinde Ergenekon konusunda bilgi kirliliği yapıldığını öne sürdü. Sabah yazarı Emre Aköz, Ekşi'yi fena yakaladı.

Sabah yazarı Emre Aköz'ün yazısı:

Baş-yazmaz Oktay Ekşi
Ergenekon davasını karalamak, önemsizleştirmek, saptırmak için ellerinden geleni yapıyorlar.
Şimdi size bu fırıldağı nasıl çevirdiklerinin bir örneğini vereceğim. Ama önce geçmişi hatırlayalım:
Haziran 2007'de Ümraniye'deki bir evde 27 adet el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler bulundu.
Daha sonra bu bombaların, Mayıs 2006'da, Danıştay'a saldırmadan önce Alparslan Arslan'ın Cumhuriyet gazetesine attıklarıyla aynı seri numarasından olduğuna ilişkin haberler çıktı.
Büyük ihtimalle Emniyet kökenli bu haber çok önemliydi. Çünkü Danıştay saldırısı ile Ergenekon arasındaki bağa işaret ediyordu. (Kamuoyu o sırada Ergenekon'dan habersizdi.)
Cumhuriyet'in Yayın Yönetmeni İbrahim Yıldız ise geçen günkü yazısında başka bir adresi gösterdi:
" Hayır, gazetemize atılan bombalar, Ümraniye'dekilerle akraba değil " diyordu.
Ancak Yıldız yazısını çok ilginç başka bir bilgiyle bitiriyordu:
"Cumhuriyet gazetesine atılan bombalardan bir tanesi ile Eskişehir'de ele geçirilen bombalardan bir tanesinin seri ve kafile numaralarının bire bir aynı olduğu tarafımızdan tespit edilmiş ve bu tespit soruşturmayı yürüten savcıların bilgisine iletilmiştir." ( 14 Temmuz )
Peki, Eskişehir'de ne bulunmuştu? Onu da hatırlayalım:
Ümraniye'den hemen sonra Ankara, İstanbul, Bursa ve Eskişehir'deki başka yerlerde de aramalar yapıldı.
Bu evlerden biri, Ergenekon zanlısı emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin ile bağlantısı olduğu saptanan emekli binbaşı Fikret Emek'in annesine aitti.
Eskişehir'deki evde; bugün Ergenekon davasında yargılanacak olan Fikret Emek'ten başka bakın neler yakalandı:
11 kilogram C3 tipi plastik patlayıcı, 1 adet Kanas tipi dürbünlü tüfek, 1 adet Kalaşnikof otomatik tüfek, 1 adet av tüfeği, M16 mermileri, 10 adet Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) yapımı savunma ve taarruz tipi el bombası, 2 adet MKE yapımı olmayan el bombası, gaz bombası, sis bombaları, 210'ar gramlık 12 TNT düzeneği, 6 adet yarımşar kiloluk TNT kalıbı, 1 adet 1.5 kilogramlık TNT kalıbı, 1 kilogramlık tahrip kalıbı, vs. vs. ( Haziran 2007 )
Gördüğünüz gibi Cumhuriyet'e atılan bombalar, " hala " Ergenekon davasının ve Danıştay saldırısının bir parçası.
Bunları akılda tutarak gelelim asıl konumuza: Olayı nasıl karalıyor ya da saptırmaya çalışıyorlar?
Dün Hürriyet'in Başyazarı Oktay Ekşi, İbrahim Yıldız'ın yazısından alıntı yaptı. Ve özetle " Bakın Ümraniye bağlantısı yokmuş " dedi.
Ama bir dakika!
Bunu söylerken, İbrahim Yıldız'ın verdiği " Cumhuriyet'e atılan bomba, Eskişehir'de yakalananla aynı soydan " bilgisini es geçti. Tek kelime dahi yazmadı!
Niye yazmadı?
Çünkü yazarsa okurları, Eskişehir bombalarını ve onların sahibini merak eder.
Verileri bir araya getirince de, " Cumhuriyet'e atılan bombalar, Danıştay saldırısı ve Ergenekon " arasındaki ilişkiyi kurmaya, büyük resmi görmeye başlar.
Ancak Oktay Ekşi, ekstra bilgiyle okurlarını yormak istememiş olacak ki Eskişehir bombalarını itinayla gizledi.
İşin trajikomik yanı neydi biliyor musunuz? Oktay Ekşi'nin yazısının başlığı 'Bilgi Kirliliği' idi.
Bilgileri kirletmek için ıkınanlar var, dememiş miydim?