myspace

myspace graphics

sibelce.....

NE DEMİŞİM....

ZAMANIN VARSA HERŞEY GELİP GEÇER,HERŞEYİN VARSA ZAMAN GELİP GEÇER...


BENİM HAKKIMDAKİ HERŞEY

* * SICAK SICAK * *
* * BEN KİMMİŞİM * *
* * NELER YAZMIŞIM * *
* * KİMLER VARMIŞ KİMLER* *

VAZGEÇEMEDİKLERİM

blackmezig
SAKASU
brcdesign
caglar
crasher
akantek
Lawinia
dungeon
dewe
wintersun
gonulcelen

****************** BİLGİSAYARIN MI VAR DERDİN VAR **************

 

 

Çağrı merkezlerindeki görevlilerin, sorunları çözmeye çalışırken "mavi ekran" vermesine sebep olan bazı Çağrı merkezi dialoglar..

 

Bir müşteri internete erişme konusunda birtakım sıkıntılar yaşıyor:

 

Çağrı merkezi: Doğru şifreyi girdiğinize emin misiniz?

Müşteri: Evet eminim. Hatta bunu bir arkadaşımdan gördüm.
Çağrı merkezi: Peki bana şifrenizin ne olduğunu söyleyebilir misiniz?

Müşteri: Beş tane küçük yıldız


****************************************************


Çağrı merkezi: Ne çeşit bir bilgisayar kullanıyorsunuz?

Müşteri: Beyaz 


****************************************************


Müşteri: Merhaba, ben Kamil. Bilgisayarımın disket girişinde disket takıldı kaldı, dışarı çıkaramıyorum.
Çağrı merkezi: Dışarı çıkarmak için gerekli olan düğmeye bastınız mı?
Müşteri: Evet bastım ama hâlâ çıkmıyor.
Çağrı merkezi: Bu durum pek iyi gözükmüyor, not almam lazım.

Müşteri: Aa. Bir saniye. Disketi daha takmamışım, hâlâ masamın üzerinde duruyor.
Pardon...


****************************************************


Çağrı merkezi: Bilgisayarınızın ekranında sol tarafta bulunan 'Bilgisayarım' ikonuna tıklar mısınız?
Müşteri: Sizin solunuz mu benimki mi?


****************************************************

 

Çağrı merkezi: İyi günler. Yardımcı olabilir miyim?
Müşteri: Merhaba, bilgisayarımdan çıktı alamıyorum.
Çağrı merkezi: Ok, şimdi 'başlat'a basar mısınız ve.
Müşteri: Bana teknik bilgiler söylemekten vazgeçin, ben Bill Gates değilim!


****************************************************


Müşteri: İyi günler, yine ben Kamil. Bilgisayarımdan çıktı alamıyorum. Her seferinde tekrar deniyorum, ama karşıma 'Yazıcıyı göremiyor' şeklinde bir yazı çıkıyor. Yazıcıyı monitörün önüne kadar getirdim hala göremediğini söylüyor.


*****************************************************


Müşteri: Kırmızı renkte baskı alma konusunda bir problem yaşıyorum.
Çağrı merkezi: Renkli baskı alabilen bir yazıcıya sahip misiniz?
Müşteri: Aaaahh. Teşekkür ederim.


*****************************************************


Müşteri: Klavyem çalışmıyor.
Çağrı merkezi: Bilgisayara bağlı olduğ undan emin misiniz?
Müşteri: Hayır, bilgisayarın arkasına ulaşamıyorum.
Çağrı merkezi: O zaman klavyenizi elinize alın ve 10 adım geri gidin.
Müşteri: Ok

Çağrı merkezi: Klavye sizle birlikte geliyor mu?
Müşteri: Evet.
Çağrı merkezi: Bu klavyenizin bilgisayara bağlı olmadığını gösterir. Başka bir klavye var mı?
Müşteri: Evet, burada bir adet daha var. Aaah, bu çalışıyor.

 

*****************************************************


Çağrı merkezi: Şifreniz, küçük harfle 'a' büyük harfle 'V' ve 7 rakamı

Müşteri: 7 de büyük harfle mi yazılacak?


*****************************************************

 

Müşteri: Büyük bir problemim var. Bir arkadaşım bilgisayarıma ekran koruyucusu koydu ama ne zaman mouse'u hareket ettirirsem ekran koruyucum ortadan kayboluyor.


*****************************************************


Çağrı merkezi: İyi günler, nasıl yardımcı olabilirim?
Müşteri: Hayatımda ilk kez bir e-posta yazıyorum.
Çağrı merkezi: Ok, sorun nedir?
Müşteri: E-posta adresini yazarken 'a' harfini buldum ama nasıl yuvarlak içine alacağımı bilmiyorum.
Çağrı merkezi: __________!
Müşteri: N'ooldu


Tarih: 12:11, 23/2/2006
söylenenler(27) | sende söyle | Bağlanalım

......

BEŞİNCİ MEKTUP

Ayrılık diye bir şey yok.
Bu bizim yalanımız.
Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun?

Güneş çoktan doğdu.
Uyanmış olmalısın.
Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi?
Öyleyse ayrılmadık.
Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz.

Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
Önce beklemekten.
Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan.
İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.

Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar,
Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini...
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
Kanunlara saygı göstermesini,
İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını
bekliyorlar.

Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
Ya o? Ya o?
İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat,
Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,
Saadet bekliyor yaşamaktan.

Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.
Aradıklarının çoğunu bulamamış,
Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak
Göçüp gidiyor bu dünyadan.

İşte yaşamak maceramız bu.
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak
Ve yaşayıp beklerken ölmek!

Özleme bir diyeceğim yok.
O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası.
O nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı.
O tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı,
Yaşantımız özlemlerle güzel.
Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.
Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.
Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.

Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
Seni özlediğim içindir.
Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;
Seni özlediğim içindir.
Yaşıyorsam; içimde umut varsa,
Yine seni özlediğim içindir.

Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!


ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN


Tarih: 15:03, 20/2/2006
söylenenler(6) | sende söyle | Bağlanalım

********************* SENİ DÜŞÜNMEK ******************

 

 

O seni düşünmek yok mu
Geceler dolusu seni düşünmek
Sarılmak karanlıklara sen diye
O seni beklemek yok mu
Her gün sabahlara dek uykusuz beklemek
Ahh, ayak sesleri, kapı gıcırtıları bilemezsin
Bir defa yaşamaktır o, bin defa ölmek....


Tarih: 14:46, 20/2/2006
söylenenler(9) | sende söyle | Bağlanalım

ANLAT BANA, NEDİR AŞK?

 

 

                      ANLAT BANA, NEDİR AŞK?

İlk günbatımının hemen ardından söylediklerimiz, bir
yüzyıl sonra da geçerli olabilirdi ve biz, güneşe
boğulmuş bir ilkyaz sabahının ilk saatlerinde, en çalışkan
çiftçilerle yarışarak, zamanı değirmenlerimize çuvallar
dolusu taşıyabilirdik. Bunları düşleyemiyorsak eğer,

anlat bana, nedir aşk?

İlk mektuplarımızla birlikte okumayı sökerdik ve
ellerimizin tutkusu uğruna en yakıcı özlemleri göze 
alabilirdik. Sonra geleceği müjdelenmiş yokülkelerin
tapınaklarında beklemek yerine, şimdi ele geçirilmiş bir
gecenin saatlerinde eritebilirdik. Yapamamışsak bunları
eğer,

anlat bana, nedir aşk?

Sabahın ilk dalgaları bizi kumsalda bulmayabilirdi ve
biz,  günah çıkartmak için mavi sığınaklarımızı yeğlerdik.
Köpüklü haritalarda yerimizi arayanlar, bir an sonra
haritalarını yitirirler, sonradan, çok sonradan
söylencelerimizle yetinmek zorunda kalırlardı.
olmamışsa söylencelerimiz eğer,

anlat bana, nedir aşk?


                                                         Ahmet CEMAL

Tarih: 20:29, 16/2/2006
söylenenler(3) | sende söyle | Bağlanalım

HER YERDE AŞK VAR.....

                          

 

 

 

BUGÜN SEVGİLİLER GÜNÜ...

 

HERYER SEVGİ KOKUYOR...

 

YAĞAN KAR...

 

ESEN RÜZGAR BİLE...

 

 

 

SEVGİLİLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...

 

 

 

 

 


Tarih: 18:22, 14/2/2006
söylenenler(6) | sende söyle | Bağlanalım

BANA ESMEYİ ANLAT.....

Penceremin perdesini havalandıran rüzgar

  Denizleri köpük köpük dalgalandıran rüzgar

    Gir içeri usul usul beni bu dertten kurtar

      Gir içeri usuul usuul beni bu dertten kurtar



Yabancısın buralara nerelerden geliyorsun

  Otur dinlen başucuma belliki çok yorulmuşsun

    Bana esmeyi anlat bana sevmeyi anlat

      Bana esmeyi anlat esip geçmeyi anlat


Anlat ki çözülsün dilim ben rüzgarım demeliyim 

  Rüzgarlığı anlat bana  senin gibi esmeliyim

   

    Bana esmeyi anlat bana sevmeyi anlat

      Bana esmeyi anlat esip geçmeyi anlat


Tarih: 19:07, 3/2/2006
söylenenler(24) | sende söyle | Bağlanalım

KIZLAR ASKERE GİDERSE..?

 

 

 

YOK CANIM BU KADARDA DEĞİLDİR HERHALDE :))))

 

 

 


Tarih: 20:43, 30/1/2006
söylenenler(16) | sende söyle | Bağlanalım

uzaklaş....

Uzaklaş ...

Yoksa sana dokunurum Yoksa yasak tanimam Günahkâr olurum,günahim olursun..

Kaç, görme, Görürsen hatirlama, Hatirlarsan aglama. Gelme... Yoksa sana dokunurum, Dudaklarina konarim Gözlerini esir alirim Kölem olursun, Gecelerce kölen olurum, Didik didik ederim hayatini, Benden baskasina yasatmam seni, Tarihini vururum, anilarini asarim, Yüregine saplarim kendimi Bedeninde yatiya kalirim Teninde beklerim gelecegimi..

Yaklasma Seni alirim, Senin olurum, Özgürlügüm yoldas olur yanina, Sensiz düsüncelerim toprak olur, Yüzünde günesler beklerim..

Gitmezsen sana dokunurum.. Sahiplenirim seni, Sana aski yasatirim, Daha küçük asklara katlanamazsin,

Benimle ölürsün...!

 

 

 

Not:

"Bu yazıyı bir blogcu arkadaşın bloğunda okudum.. Çok beğendim..birçok duyguyu yaşatıyor bir anda insana.... Ama şu anda kimin sayfasında okuduğumu hatırlamadığım için o kişiye tekrar ulaşamadım ve kaynak ismini yazamıyorum.Kendisinden özür diliyorum..yazıyı izinsiz yayınladığım için...Olurda okursa umarım kızmaz...."

 


Tarih: 19:16, 26/1/2006
söylenenler(12) | sende söyle | Bağlanalım

kuş gribi diyalogları

YA BİZİM İNSANIMIZ BİR ŞEYİDE DALGA KONUSU YAPMASA OLMAZ DİMİ... İŞTE SİZE GÜNDEMDEN BİR KONU DİYALOGLARI...

 


Abi kuş gribi Türkiye'ye gelmiş
- Kuş ?
- Evet Kuş
- Ne kuşu
- Gribi abi kuş gribi
- Grip ?
- Neyse abi kal sağlıcakla

.......................................

- Kuş gribi Türkiye'ye gelmiş duydunmu?
- Boşve şimdi, şu davuğu dutuvede kafasını bi alak

.......................................

- Kuş gribi geliyomuş abi ne etcez ?
- Banane olm kuş beyinli olan sensin sen düşün, ehehuhehe

.......................................

- Abi kuş gribini duydunmu ?
- He ya çok üzüldüm, guşları ıscak yerde dutmak lazım gayri

.......................................

- Olm kuş gribi geliyomuş
- Hadi ya hangi sinemaya geliyo, biliyom ben o filmi, Spielberg'in yeni filmi dimi
- Abi entellik seni bozdu ya

.......................................

- Necatii!
- Efendim hayatım
- Kuş gribi geliyomuş, papağanı sıcak tutalımda grip olmasın bari
- Ben zaten bunu düşündüm aşkım, fırına attım papağanı


Tarih: 19:17, 24/1/2006
söylenenler(6) | sende söyle | Bağlanalım

mutlu son


İki sevgili varmış Hani insanın içini kıpır kıpır ettiren umut dolu bir sevgiymiş onlarınki. Evlenmeyi düşünüyorlarmış. Derken bir gün delikanlının yurt dışıina gitme mecburiyeti doğmuş. Kız gözyaşları içinde kalmış. Onsuz nasıl yaşayacağını bilemiyormuş. O zaman delikanlı cebinden bir yüzük çıkartmış ve demiş ki 'Ben iki yıl sonra döneceğim. Eğer döndüğüm güne kadar parmağından bu yüzüğü hiç çıkartmazsan beni gerçekten sevdiğini anlayacağım ve hemen evlenecegiz.' Genç kız çaresiz kabul etmiş. Çocuk gitmiş.

Kız yüzüğü hiç ama hiç çıkartmamış. Taa ki... Taa ki sevgilisini karşılamaya gittiği güne kadar. O gün rıhtımda durmuş kendisine nişanlısını getiren geminin kıyıya yanaşmasını izliyormuş heyecanla. Birden güvertede delikanlıyı görmüş. Yüreği ağzına gelmiş. Sevinç içinde kendisini göstermeye çalışmış.

Elini cebinden çıkartıp sallayayım derken "şıp" diye bir sesle irkilmiş. Yüzük parmağından düşmüs, denizin derinliklerinde kaybolup gitmiş! Ne yaptıysa, ne söylediyse delikanlıyı ikna edememiş. Çocuk kızı terk etmiş. Zaman geçmiş.

Kız bir gün hep nişanlısıyla birlikte gittikleri balıkçıya uğramış. Birde bakmış ki delikanlı orada! Hemen yanına yaklaşıp olanları anlatmaya çalışmış. Delikanlı ilk başlarda biraz soğuk davrandıysa da sonunda yelkenleri suya indirmiş. Uzun ayrılığın getirdiği özlemle birbirlerine sarılmışlar. Mutluluk yüzlerinde okunuyormuş adeta. Bu olayın şerefine hemen yemek sipariş etmişler. Bir kaç dakika sonra bir tabakta balıkları gelmiş. İştahla çatal bıçağa davranmışlar.

Balığı kestiklerinde içinden ne çıkmış dersiniz?

Yüzük dediniz değil mi?

Bilemediniz.

Kılçık!

Siz çok fazla Türk filmi seyretmişsiniz...

Tarih: 19:14, 24/1/2006
söylenenler(9) | sende söyle | Bağlanalım

<- öncekine dönelim | sonrakine geçelim ->

<%TrackbackCount%>