5/10/2008 ·
Yol bitmiş
İsmail'in mahallesinde vedalaşma dakikaları yaşanıyordu Ayşe bu günün çok güzel geçtigini ifade eder gibi İsmail'le tokalaşırken İsmail'ın mutlulugu gözlerinden okunuyordu.
Yarın olacak bir yarın daha bir başka yarının habercisi olacaktı ve bu ızdırap yagmurlarının hiç eksik olmadıgı şehri ikisi birden terk edeceklerdi...
Vedalaşma fasılı bittikten sonra Ayşe arabasıyla mahalleden dönene kadar İsmail eve girmedi Ayşe gittikten sonra evine giren İsmail can yoldaşı olan duvarlara hiç bakmadı bile anahtarı komadinin üzerine bıraktı mutlu mutlu kanepesine uzandı.Oysa o duavrlar ona en zor günlerinde yoldaşlık etmiş,soguk olsalar bile İsmail'i kucagına alıp yürek masajı yaparak rahatlatmışlardı... İsmail ya cok mutluydu yada gerçekten herşeyi silip atmış eskiyi bir an bile düşünmek istemiyordu.Öyle olmalıydı İsmail'in duvarlara bakmaması Eskinin fotografını göremek istememesinden geçiyordu...
Uzun bir süre kanepeden kalkmayan İsmail boş boş düşünüyordu ne yapacagını ,ne yapmak istedigini yada ne yapması gerektigini bir an bile düşünmedi eger İsmail'in bu hali düşünmekse düşünme kelimesinin başına ''boş boş'' kelimeleri eklenerek tanımlanabiridi.Bir an sıkıldıgını acıktgını hisseti mutfaga dogru umutsuzca ilerledi o da biliyordu mutfagın boş oladugunu ama adet yerine gelsin diye mutfaga dogru yürüdü dolabı açtı ve hiç açmammış gibi kapattı hakikaten doalapta hiç birşey kalmamştı bir kaç hafta önce alt komşu Fatma hanımîn getiridigi işlevini yitirmiş keklerden başka!
Yiyecek birşeyler almak yada birşeyler yemek için dişarı çıktı uzun zmaandır evde yemek yemiyordu dışarıda hazır yemek ayak üstü birşeyler atıştırıyordu bellki bu günde öyle olacaktı ama gidecegi yerde durum farklı olacak artık sıcak yemek yiyecekti öyle hayal edip sıcak yemek hayallerini bu şehirden kurtuluş sonrasında ulaşacaktı...
Herzaman gittigi ayak üstü yemegin tek adresi olan cafe den bozma lokantaya girdi karışık bir tost ve soguk bir limonata söyledi ve masasına oturdu Cafe bayagı kalabalıktı bir okadar da ugultulu İnsanlar yemek yerken bile konuşuyorlardı... İlkten acayip bir durum olasa da İnsanların konuşması sonraları bu duruma alıştı İsmail. Hemen yan masada genç bir çift oturuyor hararretli bir şekilde konuşuyorlardı İsmail biraz kulak kulak kabartarak gençlerin neden heyecan ve gözlerinden okunan korkunun neden oldugu konuyu ögrenmeye çalışmaya başladı o sırada karışık tostu ve limonatası gelmiş bir yandanda onlarla ilgileniyordu... Çok geçmeden gençelri heyecan ve korkuya sürükleren durumun sinyalleri İsmail'e ulaşmaya başlamıştı tam olarak kesin olammakla beraber genç çift evlilik haylleri kuruyor fakat buna bulundukları maddi ve manevi durum elvermiyordu...İmail'e bir hayli ilginç ve üzücü gelen konuya iyice daldı ve gençleri iyi duyabilmek için sandalyesini gençlere dogru yaklaştırdı yaptıgının etik olmadıgının farkında olan İsmail içinden aman bee! etikse etik belki bir faydam dokunur benim gibi acemi aşıklara diyerek gençlerin masasına damdan düşerek oturdu...Gençler şaşkın! şaşkın olmalarıda çok dogal çünkü İsmail bütün nezaket kuralalrını çigneyerek bir ''oturabilirmiyim'' demeden masaya oturmuştu.Erkeklik iç güdüsüyle kız arkadaşına bir zarar gelmemesi isteyen genç: ''kimsiniz? hangi cüretle masamıza izinsiz oturuyorsunuz?'' dedi
İsmail,korkmayın size bir zararım dokunamaz belki bir faydam dokunur diye geldim dedi
Gençlerde çık çıkmadı ikiside içinden ''belki'' diyordu
''Neyse'' dedi İsmail ''ben söyleyecegimi söyleyeyim de kabul edip etmemek size kalmış
Yanmasada oturuyordum ve isteyerek kulakmisafiri oldum anladıgım kadarıyla evllilik hayalleri kuruyorsunuz ve bazı sıkıntılarınız var''
Gençlerde yine ses yoktu...
''Öyle gözüküyorki birbirinizi çok seviyorsunuz gözlerinizdeki aşk alevi o kadar güçlüki hanginizinki öbüründen daha fazla alevli onu dahi anlıyamıyor insan''
Bakın,'' ben Edebiyat ögretmeni'yim ve yakında bu şehirden gidecegim benim evim kira ancak size verebilecegim bir arkadaşıma ait olan ve daha sonra bana bırakılan içi döşeli bir ev var'' onu size dügün hediyesi olarak birakabilirim ve elimden başka birşey gelirse yapmaktan çekinmem dedi
Gençler iyice içlerine çekilmiş karşısşındaki insanı süzüyor ve dediklerini düşünce süzgeçlerinden tekrar tekrar geçiriyorlardı...
Hsnaa...
30/9/2008 ·
Ne diyecegini bilmez insan bazen
Bazen hiç olmadığı kadar hüzünlü olur
Acır bazen insan...
Yüregi kanar
Susmak yakışır o an haykıran dudaklara
Bakmamak,gözleri kapatmak yakışır
Ömür geçirmiş ama yorgun düşmüş bedene
Susar,bakmaz,bir kenara çekilir
Birilerinin gelip göz yaşmalrını silmesini bekler
Susar,ağlar ve bekler
Bekleme ve yaş dolu dakikalar birbiri ardına sıralanırken
Kurtarıcının gelmeme olasılıgı hiç yoktur
O gelecek!.. göz yaşlarımı sılecek!..
Zaman umutla yarışır
Bır kovalamaca,bir savaş başlar
Çelişiklige alışkın olmayan genç ama yorgun yüreklerde...
Savaşın galibi belli olurken
Umut tarafında cepheler umutsuzluga yenik düşmek üzeredir...
Yaşanılan ömürden karanlık günlerde dağbaşlarına karşılıksız cagırabilecek bir dost dahi bulamamıştır
Yalnızlık umudun yerini almış savaş sona ermiştir
Yenen İnsan! yenilen İnsan!
kaybeden Aşk!
Yitirilen dostluk
Aslından ne kadar da basittir gelmemek ve gelmek
Gelince herşey yolunda gider
Gelememe ihtimalini hiç düşünmeyiz
Gelmiştir ya kıymet bilmeyiz...
Ya gelmeseydin! diye sarıldıgımız olmuşmudur acaba dostlarımıza yada yine geç kaldın! ''seni beklemek zorundamıyım?'' demişizdir hep... gelmeyecegını neden hıc dusunemeyız hep garantidemidir en yakınımızdaki kişiler hep yanımızda olacakalrını da nereden çıkartırız! ya giderseler,ya hiç gelmesse bir daha diye neden hiç düşünemeyiz... Garantide oldugundan dolayı hep eksik bıraktıgmız,''yabancı degil'' deyip yabancı olmadıklarını belirtirken aslında ''yabancıya bile yapılmaz yabancılıgı yaptığımızın farkındamıyız?''degiliz!.. ama sundua söyliyeyim yalnız kalacak olmanın belirtileridir bunlar yanımzıdakilere uzagımızda kı gibi davranmak! sevmek ve sevilmenin sonucu samimiyettir samimiyetin sonu ise birbirinden uzaklaşma neden oluyor neden hep başkalarına bakarken dost edindigimiz dost yürekli insanlardan uzak durma cabasına girişiyoruz... Kucaklamak gerek hep yanımızda olan ve ileride olmama ihtimali olan insanlara onları düşünmeye gerek yok kendimizi düşüsek de yeter yalnız kalmanın ve viçdan muhasebesinin hesabını verecek olan yine bizleriz...
Dost yüzlü dostlara selam olsun
hsnaa...
29/9/2008 ·
Yaşam...
Ne kadar oldu bilmem bildiklerimi unutalı
Aldanalı gecen yıllara
Yada merhaba dedigim bu günün sabahına
Hoşçakal diyeli...
Gecen ömürlere geçirildigi için elveda demek yerine o günlere,geçmiş olmalarına inat sarılası geliyor insanın tecrübe dolu günlüklerine.
İnsan hayal kurar ister,yakarır onun için...Ulaşıldıgı an kıymet bilinmezlik zincileri halkalara ayrılır oysa ne de çok istenmiştir bu günün kavuşılmuş dakikaları... Kıymet bilmemek elindeki elinden gitmeden anlaşılamıyor bu durum da bizleri keşkelere zorlarken neden keşke demeden önce keşkeleri keşke demeyecegımız hale sokamıyoruz...
23/9/2008 ·
İnsan Ömrü biraz acayip tıpkı sevmenin ve sevilmenin acayip oldugu gibi
İnsan sever sevilmek için degil sadece sevmek için sever aslında birazda insanın elinde olmayan bir duygu sevmek tıpgı sevilmenin insanın elinde olmadıgı gibi... Seversiniz,tutklu kalırsınız,susarsınız yada haykırırsınız ama sevilmek ve sevmenin anlamını bilmeden sever ve sevilirsiniz sevmek neydi diye düşünmeden,sevilmenin ne kadarda ulaşılmazlık sınırlarını zorlayan bir olgu olduguna aldırmadan seversiniz...Belkide sevilmek ve sevmek bu durum böyle oldugu için adı ''sevmek-sevilmek'' olmuştur. Bilinmezlik sınırlarının görülemedigi karanlık geceler sevmenin yoldaşı olur niteliktedir seven insan bu gecelere muhattap oldugu için sevıyordur belki Bilinmezki ancak İnsan severken ve sevilirken bu iki terimin sadece terim anlamıyla ilgilendiginde tam olarak sevmiş olamaz! Çünkü sevmek ve sevilmek iki kelimeye sıgacak kadar basit,bir göz kacamagı kadar utangaç degildir.Seversiniz anlamını bilmezsiniz eger anlamını bilseydiniz sevmenin küsmeler,kaçmaların adı konmamış olurdu beşeriyet sınırlarında...Ya gidenlere ne demeli hani sevilmeyle gecen ömür vardı verilen sözler ne kadarda kulaga hoş gelıyordu tos pembe sevgi günlerinde...Yalanlardan sıgrılıp gelen,daglar dalgalar aşan sevme dakikaları bu kuru sözlerle ne kadarda köreltilmiş gözükür geçirilen ömürlere geçirildiginde bakılınca...Pişmanlık dumanları sevmek şarkılarıyla ayyuka çıkarken Pişmalıgın dakikaları asıl sevmeye işaret eder,sevmek uzak kalmayla dogru orantılı olurken bazen kıymet bilinmezlik sınırları en ucra köselere sıgınırken neden deyip keşkelerle aglamak sevmeyi ve sevilmeyi geri getirmeyecegi gibi o geri getirme çabalarının adını ''sevmek'' olarak yürege kazınmasına neden olur... Sevmek ve sevilmek, sadece ''sev-sevil'' anlayısıyla olmadıgını hatta bu kelimelerin sevmeyi ve sevilmeyi anlatmakta yetersiz kaldıgını Pişmanlık anlarında anlayan insan pişman olmak için sevmiş anlamına geliyor yada sevdigi için pişman oluyor... Kısacası sevmek: Güven ve sorumlulukları beraberinde getiren,beşeriyet çizgilerini usanmadan arşınlayan Kalp atışımız kadar güçlü,yürek sancımız kadar acı verici,tebessümlere gark olmak kadar mutluluk tohumları eken bir olaydır...Sevin sevilin ancak sevmeden önce pişman olun sevip pişman olmak daha yürek kanatan bir durumdur...
Hsnaa...
24/8/2008 ·
Yaşamak,
Neye göre,hangi hizmetle yaşamak
Kim adına,nerede? ne zaman,Nasıl? yaşamak...
Belkide bakışların esrarlı dakikalarını olusturan zamanlar
Sadece yaşamaya elverişli olan anlardan ibaret
Yada susukunlukla haykırmak ararsındakı incecik çizgi...
Hiç anlamadan giden yada geri dönen ömürler...
Gitmek kolay olandı
Ya zor olan...
Kalmakmıydı...
Savasmanın adımıydı acaba kalmak...
Kalıyorum diyerek haykırmak vardı sımdı...
Simsiyah saclarını elıme dolamak
O gece gözlerınde kaybolmak vardı sımdı
Ama gitmek... var...
Giderken koşarak hayallerimi erteledıgım senden de
Mahvettihim bu şehirden de
Yapayalnız kaldıgım kalabalıklar sokakalarında da
Gidiyorum...
Belki bir göz yaşı
Belkıde mutlu bir tebessüm denk getirecek gecen yılları
Hayatın tıpkı ögrettigi gibi...
Gitmek kaçmaktır...
Kaçmak ise gitmek...
Hem kacıyorum bu mahvolan Şehirden
Hemde Gidişimin her adımında sana dönüyorum...
Gece gözlerın gecelerimi zifiriye bogsada
Zifiriye bogulan gecelerim aydınlıgı gun ısşıgında arasada
Ben Bu şehirden ve senin gece gözlerinden gidiyorum...
Kahretsin... Artık seni sevmiyorum
Bu şehride...
Bu şehrin her karanlık sokaklarınıda...
Kalabalık caddelerinide...
Çamlıca'yıda sevmiyorum...
Kahretsin...
Hergün yolumu uzatıp evinin önünden gectıgım kaldırımlarıda
O gece gözlerini de
Sevmiyorum...
Seni sevmiyorum...
Seni sevmıyorum...
Seni sevmiyorum...
Seni sevmiyorum...
Seni sevmiyorum...
Seni sevmiyorum...
Seni sevmiyorum...
Seni sevmiyorum...
Seni sevmiyorum...
Seni sevmiyorum...
Seni sevmiyorum...
Seni sevmiyorum...
Seni sevmiyorum...
Hsnaa...
20/8/2008 ·
Şimdi...
Zifiri karanlıkta son sabahımın,
Hüzün zincirleriyle ayrılısımın,
Gök yüzüyle son selamlaşmamın
Huzur verici dakikalarındayım
Gittigimle kaldıgımın arasındaki
İnce çizgilerin en zerrelerindeyim
Birdahaki bahara merhaba diyecegimin
Son baharındayım...
Huzur dolu bakışlarına
Bakış ekledigim
Saçlarının siyahından
Aydınlık ektigin gözlerindeyim
Gelecege,yarına umut ektigim
Bu günümdeyim
Bu günde sendeyim
Yarınım nerede oldugunu bilmeden
Sana ayırdıgım son satırımdayım
Sana yazılan son şiirimde,
Sana akan son göz yaşımdayım
Bilinmez olan bilmediklerimle savaşta
Senin için hayata açtıgım ve kaybetmek üzere oldugum
Son zor cephemdeyim
Bu günde savaşıyorum
Senin için kurulan gönül kalelerim
Bir bir yıkılıyor...
Sana kurdugum tek düşmeyen kalemdeyim
Düşmesini bekliyorum...
Umut körülerin yıkılışına aldırmadan
Hep aynı kararlılıkla inşaa ettigim
Son köprüdeyim
Senin için büyüttügüm umut daglarının zirvesinde,
Hayatın yok ettigi ama hıç yılmadan yazıdıgım
Aşk hikayesinin son bölümündeyim...
Bu günde sendeyim...
Senin için son noktamda
Son satırımda,
Son nefesimdeyim...
Senin için
Bu Günde sendeyim...
Hoşçakal...
Hsnaa
13/8/2008 ·
Sevmemişki...
sevememiş yada
Sevmek,terketmek yada kucaklaşmak degıl
Sevmenın adı hıc bır zaman olmadı elveda
Seven böylemi yapar
sevenlere,sevmeyi bilenlere can feda...
Durup düşünürken geçmiş ömürleri
Gecelerin zifirisi sevmekle aydınlaşır
sevmenın adı unutmak degıldır Dünleri
Sevmenin adıdır umutla büyütmek bu günleri
Dünümde var olup,
Bu günümde yoksan
Yarınım senden noksansa eger
Bu yaşam sana degıl senden olmayana deger
Sevmenın adı mutluluk olmadı hiç
Mutluluktu sevmeyi sevmek
Yüregini hiç acımadan sevmeye vermek
Sevmek Sevmeyı sevmek mış demek!
Şimdi Dünüm,bu günüm,yarınım
Olmasanda dünyamda
Dünytalarım seninle ve sevginle
Seni göremesemde Rüyamda...
Hsnaa...
2/8/2008 ·
Bir kere daha gülmez mi o güzel yüzün
Gidiyorum işte
Seni unutmak zor olacak belki ama
gitmem gerek
Bir ızdırap yagmuruna benzeyen bu şehrin her dakikası
Bir gün bitecekti
Zamanlar tükenecek... Gidiş vakitleri dolacaktı
Bililiyorum ve gidiyorum
O hiç giremedigim hayatından da gidiyorum
''o hiç icinde olmadıgım hayatnından!''
Bıraktım artık yalanları
Yalanla dolu yaşamdan sildim gülücülkleri
Bu şehiride mahvettim gidiyorum...
Yaşamıda yaşamamışlıga çevirdim
Gül yüzünü gönül aynamdan sildim
Gidiyorum...
Gelişimden haberdar olmayan senin yaşamın
Gidişimi de fark etmeyecek büyük ihtimalle
Ben Şiirler doldururken senın adına
Sen başkalarına şiir oldugun Günlerden de
başkalarına baktıgın gözlerinden de
O sim siyah saçlarından da
Gidiyorum...
Hiç yaklaşmadıgım fakat her an yanında oldugum sokagından da
Görmedigin,göremedigin her an seni bekledigim köse başlarından da
senin Yürüyerek benim koşarak gittigim ardından da
Gidiyorum...
Kimsesiz asla kalmayacagın yaşamda
Benım hıc olamdıgım yasamında bensiz sin artık
Benligimdeki seni kendımle degiştirerek
Aşk yerine Özlem ekleyerek
gİdiyorum...
Şairligimin en has notası,
Yürek kıpırtılarımın ayyuka çıktıgın an,
Siyah saçlım,gece gözlüm
Satırım,hecem,her sözüm
Gidiyorum...
Girmedigim yaşamında teksin artık...
Satırlarını,büyüttügün yüregi nasıl sılerım bilmem
Şiirim,yaşam öyküm...
Gidiyorum...
Ne söylenebilinir ki başka...
Gidyorum!
Hsnaa...
29/7/2008 ·
olur ya tutamassın kendini
konuşursun hiç susmamak istersin neden deyip nedenleri sorgularsın ya konuşarak bazende susarsın bazen haykırdıgın gibi Aslında ne konuşmalı insan nede susmalı suskunlugunda bile konuşan insanları bilirsiniz susarak gözleri konuştururlar yada yürekleri konuşur onların.Olmaktan korktukları yerlere yolları düştügünde bile dudakları kıpırdamaz gözleri aglarken bile güler onların çelişik yaşam yolunu seçmiş insanlardır bunlar gülerken aglmayı,susarken haykırmayı bilirler onun için hiç konuşmaz ve hiç susmazlar.Ama asıl olan birşeyleri anlatmaktır bazen susarak anlatırsın bazen konuşarak mühim olan hep sussup hiç konuşmamak degildir muhim olan hem susup hem konuşmaktır... Nasıl olacagını bilmezsiniz ilkten ögrenme yoluna gidersiniz ama bir türlü ögrenemezssiniz çünkü bu yaşam sitilini ögrenmek ögrenmeyi istemekle olmaz bunu ögrenmek ancak ögrenmiş olmakla mümkündür ve onun içindirki çelişik yaşamların sahipleri bu yolu hep ögrenmişlerdir ancak ögrenmeyi amaclamadan ögrennenlerdir bunlar... Kafaların karıştgını hissedersiniz bir an elektirikler kesilir beyninizde işik bulmazsınız ama aydınlıga bakarsınız hep ve hep böyledir karanlıkta kalanlar hep aydınlıga bakarlar karanlıgı görmek huzur verici olsa bile karanlıktan korkup aydınlıga koşar insan halbu ki karanlıgın aydınlıgıda vardır zifiri olmamıştır daha yaşam ve hiç bir zamanda olmayacaktır.En çargresizlik anında bile çagreler sıralanıveriri önünüzde sadece size karanlıga alışmak,göz bebeklerinizi aydınlıga cevirmek düşer... İsyan etmek yeter be demek bir fayda saglmaz insana daha da beter eder karnlıkları zifiri olmayan yaşamı bile karanlıklar kaplar... Sadece alışmak gereklidir karanlıga karanlıktan kurtulmak için... sadece alışmak!!!
Hsnaa...
27/7/2008 ·
Dün gece yine uyuyamadım gözlerime uyku düşmemesinin nedeni kurmaca şekliyle oluşmuş bir aşk masalının en can alıcı bölümlerinden bir tanesi olmayıldı saatler sabaha dogru ilerlerken ben kurmaca bir anla sabahı çoktan geçmiş yarın gecesine ulaşmıştım bile düşünüyordum düşünüyordum arada bir ''neden'' deyip ''neden'' deyişimin ''nedenlerini'' araştırıyordum.Araştırmalarım hep bir yerde sıkışıyor bu araştırmada sonucsuz kaldı diyerek yine bu geceki saate geri döndüm.Yine başa sarıp bir yarın daha atladıktan sonra ''bu da olmadı'' diyerek tekrar bu geceye döndüm bir daha döndüm bir daha! sonunda ''geriye dönüşlerin'' sonu gelmeyecegini anlayarak bu kurmaca aşkın başka bir cephesine yogunlaşıyım derken saat'te epeyce ilerlemiş sabahı bulmuştu bir çıkar yol blup gözlerimi sabahın aydınlıgın ışıgının hışmından kurtarmak için ''bir daha'' dedim ve açtıgım aşk kurmacası savaşında başka bir cepheye yogunlaştıgımı fark ettim... Bir ışık yanmıştı yada kurmaca olan aşkdan kurmaca bir ışık hüzmesi de olabilirdi bu hiç düşünmeden kurmaca olarak saydıgım yaşama bir kurmacalıkda benden diyerek peşine düştügüm kurmaca ellerdeki aşk fenerine dogru... geceyi,gündüzü yada güneşi aklım almıyordu artık gerçek güneşlerin yerini bile alırdı bu kurmaca ellerdeki kurmaca ışık parçaları sonra yaşamında kurmacalıgını kendime bahane ederek düştügüm kurmaca işıgı ızledıgım sırada kurmaca yaşamların yüz akı olan aşkla karşılasma olasılıgım beni heyecanlandırıyordu uyku derin pusulara yatmış ''bırak aşkı meşkı'' ''gel büyülü rüyalara'' diyordu... aşk bir yandan uyku bir yandan bastırıyor iki işi bir yürütemeyn düşüncelerim her ıkı tarafa da yar olmuyordu... beynim işte! alsana bir ''neden'' daha derken bir anda gözlerim yuvasından cıkacak gibi oldu... Birşeyler bulmuş olmalıydım ya kurmaca yaşamda olan kurmaca aşkı yada kurmaca yasamdaki gerçek aşkı ikisini bir kefeye koydugumda kurmca aşk bana daha cazip gelırek beynim gerçek aşka dogru ilerlemelisin komutunu verdi ancak gerçek aşk tamamen gerçekti ve beni üzüyordu ancak kurmaca aşk benim ucsuz bucaksız hayal dünyama hitabet ediyor diledigimi kurmaca olsada aşka yaptırtıyordum... masukdan uzak da olsam onu yanımda hissetiriyordu bana yada uzakları yakın ediyor hayal dünyamda gerçeklere bir adım daha yaklaştıryordu beni... sonra bir işik dah ayandı düşüncelerimin karanlıgı arasında ''onun haberi varmıydı acaba?'' evet aşkın haberi varmıydı kurmaca aşktan acaba hosuna gidermiydi, gerçek aşk istermiydi yanı başında kurmaca bir aşkı?... düşün düşün.... Bir anda uyku düşüncelerim arasından bir ana şevkatiyle beni kucagına aldı bir nini edasıyla aşk şarkılarını vucuduma işliyor beni esrarlı kollarında uyutuyordu aşk ve kurmaca aşkı düşünmek başka bir düşünce karanlıgı gecelere kalmıştı uyumus olamlıydı yoksa başka hangi huzur aşkı ve kurmaca aşkı yenebilirdi uyku aşktan ve yaşamdan üstün gelmiş... ''uyuyamıyorum hep seni düşünüyorum'' sözlerini silip atmıştı sonra uykudan son cırpınışlarımı yaşarken ''acaba ben aşık degılmıyım'' sorusuyla muhattap oldugmu hissettim...
Hsnaa...