21/8/2008 - 2008 Frankfurt Kitap Fuarı
 20008 Frankfurt Kitap Fuar’nı neden ciddiye alır bir kısım solcu yazarlar…
Birkaç kitabı hasbelkader çıkmış ve solculukla az da olsa dirsek temasta bulunmuş bir yazar için Frankfurt Kitap Fuarı pek önemli olmadığını düşünürdüm. Fuara davet edilecek kadar kitabı çıkmış bir yazar da değildim. Katılacak yayınevlerinden çoğu yazarında pek ciddiye almayarak ‘isteyenin gideceği, istemeyenin gitmeyeceği’ ve bunun içinde eleştirilmeyeceğini düşünürdüm. Oysa bir ay’dır kızılca kıyamet koptu Türkiye’de. Gidenler bir tarafta gitmeyenler bir tarafta kararlarını deli gömleği giymişçesine meşrulaştırmalarına tanık oldukça bir şeyler yazmayı, sesimi duyurmayı kendime görev edindim. Konu o kadar zor ve karşımdaki yazarların çapına bakınca bir bataklıkta boğulma riskini de taşıdığımı düşünmedim de değil. Kendi yazarlık serüvenime baktığımda bu konuda söz söylemi cesaretlendirdi. 111 ülkeden 7000’den fazla katılımcı ve bu sayının çok üzerinde yazarlar ile birlikte düşünüldüğünde dünyanın en büyük kitap fuarı olduğunda şüphe yok. Fuar ticari öncelikli olmasına karşın katılımcılar ve fuarı destekleyenlerin ulusal ölçekte olması da fuara kültürel bir işlev de yüklemekte. Türkiye’nin onur konuğu olarak katılacağı bu fuara davet edilen yazarlar da davet edilip katılmayacağını açıklayan yazarların da fuarı önemsediği çok açık. Koparılan yaygara sanırım bu önemsemenin uzantısı. Bir kısım solcu yazarlarımız fuara katılamamalarının nedenini bireysel temelde açıkladıkları ölçüde hiçbir eleştiriye muhatap olmadıklarını, hiç kimse de ‘neden katılmıyorsun’ diye sorgulayamayacağı kesin. Ancak yazarlarımız kişisel gerekçeleri değil de siyasi gerçeklerle protesto etmeleri üzerinde düşünmemize neden olur. 'Fuara AKP'nin gölgesi düştü', diyerek katılmama konusunda gerekçelerini açıklayan yazarlar Türkiye’deki son gelişmeleri sanırım tersinden okuyorlar. Türkiye’de faşizm olsa (Dünyadaki yaşanmış örnekler temel alınarak düşünülsün.) veya Ergenokon Çetesi ve bu çetenin iktidarını onaylayan siyasi partilerin veya askerlerin iktidarı söz konusu olsa solcu yazarlardan beklentim fuara katılmamalarıdır. Oysa durum tam tersidir. İç siyasette yıllardır Türkiye Halkına ıstırap veren yasa-dışı örgütlenmelerin hesabı sorulduğu, demokratikleşmenin az da olsa önü açılmaya çalışıldığı bu dönemde sanki bunlar yaşanmamış gibi davranıp, mücadeleyi yalnızca siyasi iktidardaki AKP(liberal-sağ) ile sınırlı tutmak ve bu siyasi partiyi de faşizmimle özdeşleştirilip mücadelenin temeli olarak kabul edip karşı çıkmak bence iç siyasette darbeci, ırkçı güçlerin yanına düşmeyi beraberinde getirir. Dolaysıyla 4–8 Ekim 2008’de yapılacak bu fuarın üzerine Türkiye ve Türkiyeli yazarlar açısından milliyetçi-Ergenokoncu gölge düşürülmüştür. Bunu sorumlusu bazı sol yazarlardır; Nihat Berham, Yurdakul Er, Ahmet Oktay, Leyla Erbil, Fusun Akatlı, Nezihe Meriç, Demir Özlü, Enver Aysever, Pınar Kür, Tahsin Yücel’dir. Bu protestoya katılan bazı yazarlarımızda Fazıl Sayın bestelediği N. Hikmet Oratoryosunun yerine Y.Emre Oratoryosunun fuarda çalınmasına tepki olarak protestolarının nedenini olarak açıkladılar. N. Hikmet neden bu kadar birleştirici, hele milliyetçiliğin ve darbenin bu kadar güncel yaşandığı memlekette. N.Hikmetin solculuğu mu yoksa milliyetçi kimliği mi etkili oldu. Şahsen ben Y. Emre’yi daha solcu gördüğümü de söyleyebilirim çekinmeden. 1240–1321 yıllarında yaşamış bir şair ve şiiriyle insanı ve tanrıyı sorgulayarak sekülerizme ulaşmış bir aydın kişi ki, o dönemde batı engizisyon altında inleyen ortaçağı yaşar. N.Hikmet, batı kültürün ve teknolojini her alanında devrim yaptığı, bundan da etkilendiği bir yazar. Hikmet entelektüel açıdan Emre'den daha avantajlı koşullardaydı. Nazım mı, Emre mi tercihimiz olmadığı gibi konumuz bunun üzerinde. Sadede gelirsek, bu solcu yazarlarımız eğer siyaset yapacaklarsa pek çok boş alan var. Siyasetsizlik, siyasi uyuşukluk bu tip etkinlikleri eleştirerek kurtulamaz. Bu gün demokratikleşmenin yanında, milliyetçiliğin karşısında tutum almak gerekir. Bu tutum sağcılarla veya liberallerle aynı cepheye düşürüyor diye korkmamak gerekir. Eğer korkuyorum ve bağımsız yol izleyeceğim, kafama göre takılacağım diyorsanız bir şey yapmak istemiyorum anlamına gelir. Bu fuarı bu kadar siyasileştirmenin bir anlamı yoktu ama bu saatten sonra fuar hakkında herkes söz söylemelidir.
|